İnsani tanımak,anlamak,birlikte yaşamak
bilgisayarla tanistigimda lisedeydim.Daha önce bizim evde bilgisayar kulanilmazdi.Ancak babamin santiyesine gittigimde bu kutu gibi büyük televziyona benzer aletleri hayranlikla izliyordum.Artik liseye baslamistim ve internetsiz ders calismak bir nevi mecburiyet oluvermisti.Ilk haftalar dersim bitince degisik haberler okuyor ve kendimi gelistiriyordum.Okulda okudugum haberleri arkadaslarimla paylasiyor ve adressleri birbirimize yaziyorduk,tabiki aralarindan biri cikip msni bize ögretene kadar.Aman allahim ne güzel bir makinaymis,sadece ders yapmakla degil iletisimde harikaymis.Kardesim internette daha cok merakliydi ve tüm gereken bilgileri kendisinden alabiliyordum.Artik ders calismak cok kolaylasmisti ve üniversiteye basladigimda bilgisayarsiz,internetsiz kendimi düsünemiyordum.
Aman Tanrim, bu ne müthis bir bulustu. PC yasamimi ciddi ölcüde kolaylastiriyordu. Bir sürü bilgiyi disketlere kaydederek yanimda tasiyabiliyordum, artik sayfalar dolusu dosyalari ,kucagimda ve cantamda tasimam gerekmiyordu. Hos o dönemde PC cok yaygin ve her yerde ulasilabilen bir teknoloji degildi.Adeta lükse geciyordu. Ama yine de hayati cidden kolaylastirmisti.Her ailenin evinde internet yoktu simdi ise internetsiz ev yok. Daha sonra Microsoft’un bilgisayar dünyasina girmesi ile devrimin ilk büyük adimi atildi. Artik bilgisayar kullanabilmek icin bir takim dilleri ve programlari ögrenmeye gerek kalmamisti. Microsoft Windows herkesin bilgisayar kullanabilmesi icin üretilmisti ve kesinlikle amacina ulasti.
Artık evlere yavas yavas bilgisayar girmeye baslamisti. İhtiyaci olan kisiler uygulanan fiyat politikalariyla evlerine PC alabilir olmuslardi.Lüks hayattan cikmisti artik PC ve mecburiyete girmisti. Sonrasinda gelen internet ise hayallerimizde bile göremeyicegimiz bir islevi yerine getirdi, dünyayi evimize soktu. Bilgiye ulasmak hic bu kadar kolay olmamisti. Kütüphanelerde gecelere kadar az calismadik, arkadaslrimizdan 1 kitap alabilmek icin az kivranmadik internet öncesinde. Günümüz teknoloji ve bilim cagi. Artik teknolojinin ve bilimin bize sundugu tüm avantajlari hayatimizin hemen her alaninda kullaniyoruz veya kullanmaya calisiyoruz. Pek cogumuzun elinde cep telefonu, ekraninda sevdigimizin fotografi, hemen hemen her evde televizyon ve bilgisayar, is yerlerindekileri ise saymaya gerek yok. Hatta hatta bana daha da inanilmaz gelen dizüstü bilgisayarlar. Simdi ise yine yeni bir dizüstü piyasaya sürüldü ,daha kücük ve daha pratik.Bu olanaklarin hayatimizi ciddi bicimde kolaylastirdigini hic birimiz inkar edemeyiz. Cagin getirdigi bu olanaklar ve sonradan gelecekler de bunlardan cok daha fazla olacaktir. Gelismeyi durdurmak mümkün degil. (more…)
Bu konuyu 19 yasinda olan 2 yillik mutsuz bir evlilik sürdüren ve esinle ayrilmak üzere olan bir hastam icin yaziyorum.Benimle konusurken basini sürekli egik tutan,esinden müthis bir sekilde cekinen vajinismus hastasi oldugunu bilmeyen bu genc bayan 6 aylik bir tedaviden sonra 7 haftalik gebe oldugu ögrendigimde cok sevindim.Minik yavrunuzla saadet dolu yillar dilerim.
VAJINISMUS NEDIR?
Vajinismus vajinanin dis 1/3’lük kisminda yeralan kaslarin cinsel birlesme esnasinda istemsiz kasilarak cinsel birlesmeyi engellemesidir. Cinsel birlesme esnasinda kaslar kontrol edilemez ve kasilmanin önüne gecilemez. Bu kasilmalar yalnizca cinsel birlesme girisimini hayal etmekle bile olusabilir. Yukaridaki cizimde de görülecegi gibi vajina disa acik bir organken (a), asagida ifade edecegim cesitli nedenler ile cinsel birlesme aktivitesinde vajen kaslari tamamen gerilerek (b) vajinismus olusmasina neden olur.Malesef vajinismus rahatsizligini bilmeyen ama bu sorunla yasayan cok kadinlarimiz var.Cinsiyel iliski konusu bizim ülkemizde herzaman tabu bir konu tasidigi icin cogu kadinlarimiz vajinismus hastaligi ile yasiyor.
Bazen vajinismus o kadar agir olur ki, jinekolojik muayene esnasinda kasilmalar olusabilir ya da normal vajinal dogum gerceklesemeyebilir. Bu sebeple genis anlamda vajinismus penis, parmak, vajinal tampon ya da muayene spekulumu yerlestirme girisimi oldugunda vajen kaslarinda ortaya cikan istemsiz kasilmalar olarak ifade edilir. (more…)
İletişim kurmakta güçlük çeken insanları uzmanlar,"Zor İnsanlar" olarak adlandırılıyor. Zor insanlar, toplumdan topluma, kişiden kişiye göre farklı olarak tanımlansa da temelde benzer davranışlar gösteriyorlar.
Pek çok kişi çevresindeki zor insanlardan şikayet eder. Evde, işte, okulda kısacası her ortamda bir zor insan bulunur. Oysa aslında "zor insan" diye bir şey yok. Zorlayıcı davranışlar var. Ve maalesef bazı insanlar sürekli bu şekilde bir davranış içinde bulunuyorlar.
DavranıŞLaRr.. .
- Eğitimi ve bilgisi yetersiz olmasına rağmen kendisini çok iyi sananlar
- Bilgisi ve deneyimi yetersiz olmasına rağmen kendisini iyi sananlar
- Öncelikleri belirlemede beceri sahibi olamayanlar
- Hatasını olgunlukla kabul edemeyen, sürekli açıklama yapıp kendisini temize çıkarmak isteyenler
- Yavaş düşünen ve hareket edenler
- İşleri karıştıranlar
- Hiç konuşmayanlar, bilgiyi zorla ağzından aldığınız kişiler
- Yanlış anlamakta ısrar eden
- Karşısındakinin söylediklerine önem vermeyen
- Konum farklılıkları nedeniyle görüşürken o farkı hissettiren kişiler
- Karşılarındakine saygı göstermeyen
- Yavaş hareket eden ve birçok defa tekrar edilmesi zorunda kalınan insanlar
- Sadece kendi yaptığı şeyin önemli olduğunu düşünen
- Sürekli olaylar ve etrafındakiler üzerinde kontrol oluşturmaya çalışanlar
- Empati kuramayanlar
- Her zaman 'ben haklıyım' diyenler (more…)
Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi (begendim ve sizlerle paylasmak istedim)
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:
Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını…Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.
Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. (more…)
Fizik biliminde; “maddenin kendi üzerine uygulanan güce gösterdigi tepki” anlaminda kullanilan stres terimi; son 20 yilda fizyoloji, sosyoloji, psikoloji, psikiyatri ile diger tip alanlarinda ve gündelik yasamda herkesin kullandigi popüler kavramlardan biri haline gelmistir. Stres, pek cogumuzun bildigi gibi, bizi zorlayan, kisitlayan ve engelleyen olaylar, durumlar karsisinda verdigimiz tepkilerin tümüdür. Stres kavrami bircok insanin düsündügü gibi sadece üzerimizde hissettigimiz baski ve gerginlikle sinirli degildir. Sözlük anlami olarak stres; 14. yüzyilda güclük, sikinti, kötü talih anlamlarinda; 17. yüzyilda felaket, bela, dert, keder gibi anlamlarda kullanilmistir. 18. ve 19. yüzyillarda kavrama yüklenen anlam degismis; güc, baski, zor gibi anlamlarda durum ve objelere bagli, kisiye, organa veya ruhsal yapiya yönelik zorlamalar olarak kullanilmistir. Walter Cannon 20.yüzyilin baslarinda stresi acil durum tepkisi olarak tanimlanmis ve temelinde “biyolojik varolus ve uyum” ihtiyacini görmüstür. Ona göre stres, organizmanin kendi yasamini ve cevreye uyumunu tehdit eden bir uyariciya gösterdigi “savas ya da kacis” tepkisidir. Stres, organizmanin fonksiyonunu bozan bir baski, zorlama ve engellenmedir. Psikolojik anlamda stres, kisiye özgü ve tek olan bireysel bütünlügü zorlayici ve bozucu bir etkendir. İnsani, yakin duygusal iliskilerden uzaklastiran, verimliligini düsüren ve en önemlisi hayattan aldigi zevki azaltan bir kuvvettir. Stres, kisinin basetme yetenegini asan ya da zorlayan bir durum algilandiginda ortaya cikan otomatik tepkidir. (more…)
Sosyal fobi, kisinin baskalarinin yaninda kücük düsecegi, sikinti yada utanc duyacagi bir davranista bulunacagi korkusudur. Korkulan toplumsal durumla karsilasma hemen her zaman anksiyete dogurur, bu da durumsal olarak yatkinlik gösterilen bir Panik Atagi bicimi alabilir. Kisi, korkusunun asiri ya da anlamsiz oldugunu bilir, ancak kontrol edemez. . Kisi bu korkuyu yasamamak icin bu tür sosyal ortamlarda girmekten kacinir. Kacinma nedeniyle kisinin sosyal, mesleki veya aile yasami olumsuz etkilenir. (more…)
Anksiyeteyi, kaygi, sikinti, bunalti, endise olarak da adlandirabiliriz. Anksiyete yasayan kisi bu durumu “kötü bir sey olacakmis hissi”, “hos olmayan bir endise hali” ya da “nedensiz bir korku” seklinde ifade eder. Korku, disaridan gelebilecek kaynagi belli gercek bir tehlike karsisinda ruhsal ve bedensel olarak verilen bir tepki bicimidir. Böyle gercek bir tehlike ile karsilasan kisi siddetli bir korku duygusuyla beraber fiziksel tepkiler de gösterir: kalp carpintisi, titreme, terleme, gözbebeklerde büyüme, ürperme, v.b. gibi. Anksiyete de kisi sanki kötü bir sey olacakmis gibi nedeni belirsiz bir endise hisseder. Anksiyete, nedeni hakkinda net bir bilgimizin olmadigi, icsel bir tehlike ya da tehdit karsisinda gösterilen psikolojik bir tepki olmasina ragmen, korkuda oldugu gibi bedensel belirtilerin eslik ettigi bir durumdur. Bu durum cok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine kadar varan degisik yogunluklarda yasanabilir. (more…)
Depresif bozukluk tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Bedeni, duygudurumu ve düsünceleri etkiler. Beslenme ve uyku düzenini, özalgilamayi ve düsünce islevleri etkilenir.
Eger bir kiside asagidaki belirtilerden dört ya da daha fazlasi varsa, kisi kendi cabasiyla bu durumdan cikamiyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, bir uzmana basvurmasi gereklidir.
Genel olarak depresyondaki semptomlari 4 alanda toplayabiliriz:
Malesef cok stressli bir devirde yasiyoruz.Is hayatimiz bizden sürekli aktivite bekliyor.Evde cocuklarimiz ilgi istiyor.Esimize zaman ayirmaya calisiyoruz,tabiki bunlarin yani sira ayrica günlük ufak tefek ama bizi stresse sürükleyen bircok yamak zorunda oldugumuz islerimizde var.Böyle tempolu monoton ve stressli yasam depresyonu davet eder. (more…)
Bu hastaligin temelinde baskalarina karsi duyulan güvensizlik ve kuskuculuk yatar. Kisi kuskularini, tartisarak, sikayet ederek yada agresiflik ile ifade eder. Paranoid kisiler görüntüde soguk, objektif ve mantikli gibi görünebilirler ama genelde saldirgan, inatci ve sarkastik davranirlar. Baskalari hakkinda negatif yargilar gelistirebilir ve kendileri gibi paranoid inanclarin paylasildigi tarikatlara yada gruplara üye olabilirler.
Paranoid kisilik ilk olarak cocuklukta, ve ergenlik döneminde ortaya cikar. Belirtileri yalnizlik, arkadas edinememek, asiri hassas olmak, tuhaf düsünceler ve fantaziler olarak görülür. (more…)
Akil hastaligi (psikoz) (psychosis) kisaca kisinin gercekle baglantisinin kaybolmasidir. Akil hastaliklarinda duygulanim ve bilissel (zihinsel) islevlerde nicelik ve nitelik bozukluklari vardir. Bu bozukluklar olagan islevlerin bir uzantisi olarak degil kisilikte bir gerilemeyle aciklanabilir. Akil hastalari cevreye, topluma uyum saglayamazlar. Kendi yarattiklari “hasta- dünyalarinda baskalarina yabanci olarak yasarlar. Bunlarin hasta dünyalarini algi bozukluklari (sanri hallüsinasyon) ve düsünce bozuklari (sabuklama, hezeyan) doldurur.
SİZOFRENİ
Sizofreni bir akil hastaligi, psikozdur.
Sizofreni (schizophrenia) teriminin karsiligi ruhsal yasamda bölünme, parcalanma, yarilmadir. Bu durum hastanin gercekle baglantisini büyük ölcüde bozar. Duygu ve düsünce alaninda bir cok belirtinin ortaya cikmasina yol acar.
Gecen yüz yildan kalma bir aliskanlikla sizofreni icin erken bunama (demence precoce ) terimini de kullanilir. (more…)