İnsani tanımak,anlamak,birlikte yaşamak
Insanlari tanimak ve anlamak kanaatimce pek kolay degildir, hatta cogu insani gercekten iyi tanidigimiz konusunda derin suphelerimiz olmustur cogu zaman. Bugun insanlari kategorilere ayirmak istersek bu hemen hemen olanaksizdir, cunku insan karsilastirilmaya ve kiyaslanmaya dair somut degil farkli degiskenlerden olusan soyut bir varliktir. Ve insan tek bir sinifta toplanacak bir nesne degil, bir cok ayri alanda degisik sureclerde kendini farkli bicimlerde gosteren ve ifade eden bir canlidir. Insanlari tanimak da bu surecin bir parcasidir, ve degisen dunyada insanoglu da mobil bir bir varliktir. Insanoglu, kendini degisen ortam, toplum ve sosyal kosullara adapte etme ihtiyaci gosterir ki bu kacinilmazdir. Degisen dunyaya ayak uyduramayan insanlar diger insanlari anlamakta gucluk cekebilir. Insanlar ozellikle sevdigi, ilgi duydugu ya da bir sekilde surekli iletisimde bulundugu insanlarin oldugu gibi kalmasini umar, oyle dusunur ya da onlara o gozle bakar. Cogumuz uzun sure tanidigimiz insanlari ilk zamanlarda tanidigimiz gibi algilariz, ogrendigimiz gibi onlari algilariz, halbuki gecen zamanin hesabini vermekte bircogumuz gucluk cekeriz, cunku insani kapasitemiz bununla sinirlidir. (more…)
Cok okurlarim kisilik bozuklugunu okuduktan sonra “acaba bendede bu hastalik varmi “diye soruyorlar.Insanoglu ister istemez bir hastaligi okuduktan sonra kendisinde aramaya basliyor.Bunu bende zaman zaman yapmisimdir.Örnegin televziyonda bir dis hekimi dis etlerin hassasligini anlatirken aynayi alip dis etlerimi inceledigimi hatirliyorum,yada gögüs kanserine yakalanan bir yakinimizi duyunca bizde bir doktora görünelim diyoruz.Ama bunlarin icinden en hassasi beyindir.Kisilik bozuklugumuz,fobimiz v.s. oldugunu düsünürsek bu bizi cikmaza sokabilir.Cünki her insanoglunun bir takintisi bir fobisi v.s vardir.Üzerinde durmak ve düsünmek bazen kisilik bozuklugumuzu dahada kuvetlendirir ve bizde olmayan bir rahatsizligi davet edebilir.
Sizoid kisilik bozuklugu sosyal iliskilere karsi ilgisizlik, sogukluk ve duygusuzluk olarak ifade edilebilir. Bu hastalik ergenligin basinda duygusal ve sosyal olarak kisinin baskalari ile iletisim kuramamasi ile kendini göstermeye baslar. Bu kisiler günlük hayatta normal insanlar gibi yasamlarini sürdürebilirler ama baskaları ile anlamli iliskiler kuramazlar. Bütün hayatlari boyunca yalniz yasarlar, sürekli hayal kurarlar ve cogunlukla hayvanlara asiri baglanma gösterirler. Baska insanlarin tahammül edemedigi ve yalniz olmalarini gerektiren islerde calisabilirler. Tartismali olmakla birlikte bazi arastirmalar Sizoid kisilik bozuklugunun sizofreni baslangici olabilecegi öne sürülmüstür. Sizoid kisiligi Sizofreniden ayriran en önemli etken, bu kisilerin gercek ile baglantilarinin kopmamis olmasidir. (more…)
Bu psikolojik hastalik kisilerin baskalari ile iliski kurmakta sorun yasadigini, düsünce yapilarinda , görünümlerinde ve davranislarinda problem oldugunu gösterir. Konusma sirasinda alakasiz konulara girebilir, kelimeleri garip sekillerde kullanabilirler. Bu kisiler genelde yakinlasmaktan kacinirlar, tuhaf düsünce yapilari gelistirir ve siradisi davranirlar. Garip davranislarina ragmen normal insanlar gibi bir iste calisabilir, az sayida olmakla beraber bir iki tane yakin arkadas edinebilirlerler fakat her zaman yabancilarin yaninda kendilerini gergin ve huzursuz hissederler. Bu durum söz konusu kisilerin tarikat gibi gruplara katilma ihtimallerini oldukca arttirir. (more…)
Psikolojide ayni zamanda negatif kisilik bozuklugu olarak da tanimlanir ve kisinin sürekli ‘hayir’ cevabini pasif bir tavir ile belirtmesinde görülür. Genelde cocukken bireyin kizginligini, kendi düsüncelerini ve negatif duygularini direk olarak ifade edemeyisinden kaynaklanir. Ayni zamanda bazi bulgular bu rahatsizliga sahip insanlarin cocukluklarinda ailelerinin kararsiz, belirsiz ve hatta ihmalkar davranislarina maruz kaldiklarini gösteriyor. Ailenin davranisi sebatsiz, düzensiz ve sinirleri yipratici oldugu icin cocuk kizginlik ve küskünlük duygularinin esiri olur. Nitekim bu duygulari ne ifade edebilir ne de gitmesine izin verebilir. (more…)
Bu psikolojik hastaliga sahip kisiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri aliskanliklar ve huylar gelistirirler. Cogu kez bu zararsiz ama garip huylar kisinin kafasindaki yogun karisik duygularini kontrol edebilme ve düzenleme amaci ile baslar. Tekrar eden davranislar ve düsünceler kisi icin büyük bir endise ve mutsuzluk kaynagi olmaya basladigi zaman ve kisinin normal yasamini belirgin bir sekilde aksatmaya basladiginda hastalik ortaya cikar. Her ne kadar Obsesif-Kompulsif kisilige sahip hastalar sahip olduklari bu düsüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaclarin hic bir mantikli sebebi olmadigini bilseler ve durdurmaya calissalar bile kontrolleri olmadigini hissederler . (more…)
Üst Beyin ve Bilinçaltı
Takıntılarından ve yarattığı sorunlardan kurtulmak için…
Rüya analiziyle terapi
Daha mutlu, başarılı ve güçlük olmak istiyorsanız, insanlarla daha iyi iletişim kurmaya çalışıyorsanız, öncelikle bilinçaltındaki takıntılarınızdan kurtulmalısınız. Bunun yolu da, rüyalarınız aracılığıyla alt beyninizin farkına varmanızdan geçiyor. Rüya analiziyle bunu gerçekleştirmeniz mümkün… (more…)
Hayatı sevin, ama her zaman değil. Ara sıra kızın ki ona nefes alıp vermenizin bir anlamı olsun. Her zaman mutluluğu ulaşılmaz görmeyin, aynaya bakın yeter. Her zaman âşık olmayın bazen sevin. Annenizi, babanızı, tüm insanları. Başınız önde yürümeyin ara sıra kaldırıp etrafınızı seyredin. Arabada giderken ayaklarınızın altındakini her zaman yol kabul etmeyin. Bizce zamanı andırmıyor mu? Bir şeyi yaparken zorunluluktan değil sevdiğinizden yapın ki bir değeri olsun. (more…)
Karsi cinse yönelik ask, zannedildigi kadar masum degil. “Ya benimsin, ya topragin” veya “Ölürüm de seni kimselere yar etmem” gibi ifadelerle disa vurulan ‘takintili’ asklar ise hic degil.Belki sizinde basina gelmistir bir takintili ask yada biri size cok kötü takinti olmustur.Sinirleniriz hatta kovariz ama karsimizdaki takmistir bize ve gitmez.Neden böyle davranir ve nedir onu böyle bir davranisa sürükleyen kuvvet?Aciklamami okuduktan sonra eminim bu tür insanlari anlayicaksiniz. (more…)
Depresyon kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük halidir. Aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşinin (ilk iki belirtiden en az biri bulunmak üzere), en az iki hafta süresince var olması durumuna “major depresyon” denir.
Depresyonu Anlamak : Çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır.
Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir. Major depresyon ayrılmış ve boşanmış kişilerde en çok;bekar ya da evlilerde ise önceki gruba oranla daha az gözlenmiştir. Eşini yeni kaybetmiş kişilerde ise gene yüksek oranda major depresyona rastlanmıştır. (more…)